KOVADAN DIŞARI TAŞIN

Filipinliler arasında “yengeç sepeti” olarak adlandırılan ve aktivist yazar Ninotchka Rosca tarafından, “Ben sahip değilsem sen de sahip olamazsın. Ben başaramıyorsam sen de başaramazsın” şeklinde anlatılan söylem, başarmak isteyenler açısından bakın bize neler neler söyler:

Hepimiz birbirimizden farklıyız. Başardıklarımız, başarabileceklerimiz de öyle. Ben yaptığımda başarı olarak adlandırılacak bir şey siz yapınca başarı sayılmayabilir. Benim potansiyelime göre sergilediğim performans, sizin potansiyelinize göre başarılı bir performans olmayabilir. Türkçeden kırk sorudan ortalama otuz beşini doğru yapıyorsam, bir dahaki sefere otuz altı doğru yaptığımda başarı çıtamı yükseltmiş olurum. Kırk sorudan ortalama yirmi doğru yapan bir arkadaşım içinse yirmi beş doğru yapmış olmak elbette başarıdır. Neye ve kime göre? Bana göre değil elbette; bu, onun kendisine göre bir başarıdır. Her başarı, başaranıyla yani öznesiyle anlamlıdır. Yüklemlere bu kadar takılarak kendinize yüklenmekten vazgeçin.

Her öğrenci aslında bir yolcudur. Başarmak için yüzlerce yol vardır. Herkes kendi rotasında ilerler. Trafikte bir devrim olduğunu, sürücüsüz araçlara bindiğinizi ve trafik kazalarının tarihe karıştığını hayal edin. Her araba kendi yolunda ilerliyor ve gideceği yere varıyor. Hasar yok; can ve mal kaybı yok. Hedefi seçiyorsunuz; koordinatları, rotayı belirliyorsunuz ve gideceğiniz yere varıyorsunuz. Aslında siz de böyle bir yoldasınız. Arkadaşlarınız, tanıdığınız veya tanımadığınız on binlerce insan kendileri için belirledikleri yollarda ilerliyorlar. Gitmeyi hedefledikleri yerler birbirinin aynısı da olabilir. Ama birbirlerinin yoluna çıkmıyor, engel olmuyorlar. Yol, uzun ince gidiyor; trafik ve zaman akıyor. Siz sadece ilerlediğiniz yöne bakın. Bu, on binlerce insanın beraberce çıktıkları bir yolculuk. Yolculuğun tek başına yapılanı zaten sıkıcıdır. Eninde sonunda her yolcu bir menzile varır.

Gelelim kovadaki yengeçlere… Kovada bir tane olunca alıp başlarını giderlermiş. Kalabalıklaşıncaysa kovadan kimseler çıkamazmış. Neden mi? Çünkü kendileri çıkamıyorlar diye başkalarının da çıkmasını istemez; hep birlikte aynı kaderi paylaşırlarmış. Kaderleri ne olur derseniz, “Bir balıkçının tezgâhında veya restoranda bir servis tabağında” yemek olmak. Bu dünyada tek başımıza değiliz. Peki, kovadaki yengeçlerden biri olmak ister miyiz? Birilerine yemek olmaktansa beraberce güzel yemekler hazırlamak daha akıllıca gibi görünüyor.

Rekabet öyle sanıldığı gibi güdülemiyor. Rekabet, ilerletmez durdurur. Hatta yukarıda bahsedildiği gibi söz konusu olan yengeçlerse rekabet öldürür bile. Asıl olan işbirliğidir. Sizi aşağı çeken; ilerlemenize, kovadan yukarı çıkmanıza engel olan durumlardan ve kişilerden uzak durun. Kovanızı doldurun ve oradan dışarı taşın. Kendinizi aşın. Başarı, başkasını geçmek değil; kendimizi aşmaktır.