Dijital İstikbalimiz

Ordumuz; süper güçlerin sinirli bakışları ve tehdit dolu meydan okumaları arasında, Anadolu irfanının mukaddes değerleri çerçevesinde bir kez daha kışlasında çıktı. Uzun bir aradan sonra içeriyi değil dışarıyı düzeltmek, mazluma umut vermek, milletini güvende tutmak için harekete geçti. Bin yıldır huzur ve güven sağladığı topraklara yüzünü, yüreğini, aklını yönelten, bir umut bekleyen insanlara cevap verdi ve belkide batıya tümden teslim olmak üzere olan toplumumuzu, gerçekten özgür kılmayı, muktedir kılmayı, güçlü kılmayı amaç edindi. Tıpkı yüz yıl önce, tıpkı bin yıl önce olduğu gibi, özüne, gönlüne, ferasetine, vicdanına dönsün, bir millet yeniden şaha kalksın, zalimin kılıcı kırılsın istedi. Ordumuz Mehmetlerin ordusudur, merhametli, muhabbetli, hakikatli erlerin, erbaşların ordusudur ve dahi kadınların, çocukların, yaşlıların dünyadaki tüm mazlumların, sessizlerin, kimsesizlerin ordusudur. Belkide yeryüzündeki en delikanlı, en serinkanlı, en serdengeçti, en edepli ordudur vesselam. Bu millet neyse ordusu da odur. Çoğu zaman unutsa da, farkında olmasa da, hiç düşünmese aklına gelmesede, vurdumduymaz olsa hiç işim olmaz dese de, bu toprakların milleti er millettir ve buna itiraz zillettir. Günü, zamanı, anı gelince hiç ummadığınız kendini bilmezler bile, dalıverir ateşin içine. Hırlısı, hırsızı, sarhoşu, ötekisi, berikisi bile bakmışsın bayrağı kapmış mermilerin üzerine üzerine gidiyor… İşte böyle millet olunuyor. Böyle bir ve beraber, güçlü ve lider olunuyor.

Tehditler damarımıza basmadan, düşman tüm insicamıyla karşımıza dikilmeden, silahını alnımızın çatına doğrultmadan harekete maalesef geçemiyoruz. Sinsi tehditleri algılayıp karşı duruş sergileyemiyoruz. Gelişen modern saldırılara karşı gerçek milli savunma yapamıyoruz. Su, sağlık, enerji, biyoloji, kimya, gıda ve daha birçok başlıkta gerçekleşen yada gerçekleşecek olan saldırılara ne kadar hazırız? Ve tabi en önemlisi Dijital ve teknolojik saldırılar. Aslolan ruhun işgalidir diyerek anlatmaya çalıştığımız ve tüm çoluk çocuğumuzun ciddi tehdit altında oluğu dijital saldırılara hangi araçlarla ve akılla milli savunma yapıyoruz. Bir türlü refleks gelişterimiyor, yatırım yapamıyor, zaman ve emek koyamıyoruz. İşin kötüsü sağcısı, solcusu, ülkücüsü, islamcısı farketmeden hepimiz aynı anda vuruluyoruz. An be an kafamızdan, beynimizin taa içinden vuruluyoruz. Batının kurmaya çalıştığı Dijital Medeniyete karşı sözümüz, silahımız, gücümüz olmadığından değil, inançlarımızın, değerlerimizin, dini esaslarımızın, hikmet ve irfanımızın yetersizliğinden, çağın gerisinde kalmasından yada bizi geri bırakacak olmasından da değil. Delikanlı gibi karşımıza dikilmedikleri için bir türlü silahlarımızı kuşanamıyoruz. Siber güvenlik diye bi yol tutturmuş gidiyoruz. Siber saldırılara cevap vermeye çalışan güvenlik görevlimiz evindeki çocuğunu dijital hastalıklardan koruyabiliyor mu acaba? Dijital gıdanın helaline, haramına dair ne düzeyde fikir sahibi? 6 yaşındaki oğlunu ikna edebiliyor mu? Ülkemizin dijital güvenliğini sibere indirgemek, aynı su, enerji, gıda güvenliğinde olduğu gibi, her an gol yemeye hazır olduğumuzun göstergesidir. Millet olrak kazanamayacağımız bir savaşa girmiş gibi davranıyoruz. Sanki bir üst akıl, uğraşmayın batıyla, teslim olsun geçin diyor. Her gün onlar kazanıyor. Bin bir zahmetle yetiştirdiğimiz fidanlar daha iyice boylanmadan gidip onların topraklarında filiz veriyor. Ciddi de para kazandırıyorlar.

İstikbal dijitaldedir. Garbın afakını çelik zırhlı duvarlar yerine bigdata sarmıştır. Batı, modernizm ve hümanizm dinlerinden sonra dijital dinle tüm insanlığa geri dönülemez şekilde hükmetmek ve sonsuz bir güce sahip olarak tanrılığını ilan etmek peşindedir. İşin kötüsü yıllardır bunu hep gizli kapaklı yapmayı tercih etmiş, farkına vardırmadan sonuçlar almıştır. Ne var ki artık, google mühendislerinin dijital bir din yaratmak için fon kullandıklarını, çalışma yaptıklarını, cidd bir yol katettiklerini açık seçik beyan ettikleri bir dönemdeyiz. Bazı konuları saklayamayacaklarını anlamış yada insanlığın kendilerine kul olmaya hazır olduklarını düşünüyor olmalılar ki mesele açık seçik ulu orta yazılıp çizilmekte, filmlere konu olmakta, tv programlarında tartışılmkata ve ciddi ciddi meydan okunmaktadır.

Peki Afrin aklı, bu batılılara ne zaman ve hangi araçlarla ağzının payını verecektir. Afrin, Münbiç ve daha birçok coğrafyadaki mazlumların koşullarını iyileştirmek, onların da dijital teknolojilerden faydalanmalarını sağlamak, ellerine birer cep telefonu, tablet vermek, büyük ağlara bağlamak ve bigdataya içerik üretmelerini sağlamak onları gerçekte ne kadar özgürleştirecektir. 5 vakit namaz arasını twiterda, facede, instada geçirme özgürlüğüne kavuşturulacak olan bu mazlum halkların en iyi ihtimalle namuslarını ve petrollerini kurtarmış olacağız. Eyvallah. İstikballerini, değerlerini, inançlarını ve en önemlisi özgür düşüncelerini de kurtarmış olacakmıyız? Dijital okuryazar olamayan toplumlar, dijital dininin cahil müritleri olmaya mahkumdur. Dijital yetkinliklerini hak yolda batıya karşı kullanamayan uzmanlar, gerçekte kürsel sermayenin güçlü köleleridir. Farkında olmaları yada olmamaları köle olmalarını değiştirmez. Ancak farkıdan olduğu halde sadece para için değerlerini satan bu köleler aynı zamanda kalleş birer haindirler. Tıpkı FETÖ gibi, tıpkı batı hayranı conileşmiş mehmetler gibi. Dijital dinin emir ve yasaklarını harifyen uygulayan çocuklar yetiştirirken, mukaddes bir dine ve Anadolu irfanına hizmet ettiğini düşünen biz zavallılarınsa en kısa zamanda kendisine gelmesinde fayda bulunmaktadır. Kendisini müslümanların safında gören kim varsa, tez elden Dijital İstikbal için emek, zaman, akıl ve güç oluşturabilecek her türlü sermayeyi ortaya koymalıdır. Müminler iddialarının arkasında durmalı ve günün en büyük tağutu ile mücadele etmeliler. Geç olmadan işgali sona erdirmeli ve karşı atağa geçmeliler. Gönüllerin fethi için binbeşyüz yıldır yol alan ataları gibi, dur durak bilmeden dijital medeniyete kendi bilinç kodlarını yüklemeliler. Yalnız hakkı söyleyen bir yapay zekaya acilen hayat vermeliler. Yalnız hak için savaşan bir robot ordusu için düğmeye basmalılar. Günün İslami hayatının nasıl yaşanacağına dair çok acil düzenlemeler yapmalı, dijital dinin dayatmalarına karşı acilen dijital ilmihali gençlerimizin önüne koymalılar.

Belki düşman değişmedi ama hedefleri, araçları, yöntemleri değişti. Farkında olmanın sorumluluğunu taşımak istemeyen herkes düşman işbirlikçisi konuma geldi. Dinin, inançların, değerlerin hiç bir kıymeti kalmadı. Kavramların içinin boşaltıldığı yeni dönemde belki de tek slogan etrafında toplanmak gerekecek. Ya batılı seçip dijital dinin bağımlı müritleri haline geleceğiz yada bu gidişin karşısında yer alıp, inanç ve değerleri uğruna mücadele eden, dijital istikbali için savaşan mücahidler olacağız. Dijital istikbalimiz için savaşan tüm mücahidlere selam olsun!

Tag Bulutu :

Admin
Admin

Admin hakkinda

Yorumlar :

    Bulunamadı!

Yorum Yazın

E-posta hesabınız gösterilmeyecektir. Gerekli alanlar (*) ile işaretlenmiştir.